FAO, gıda ve tarımda sürdürülebilir kalkınma hedeflerini değerlendiren yeni bir rapor yayınladı
ForInvest – Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), altı farklı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (SDG) kapsamında değerlendirilen 22 göstergeye ilişkin son durumu ortaya koyan yeni raporunu yayımladı.
Raporda, dünya genelinde sıfır açlık, toplumsal cinsiyet eşitliği, temiz suya erişim, sorumlu tüketim ve üretim, su altı yaşamı ve karasal yaşam gibi başlıklarda kaydedilen ilerlemeler ve geri kalınan alanlar detaylı şekilde ele alındı. FAO, 2025 itibarıyla söz konusu göstergelere dair veri erişiminin yüzde 65’e yükseldiğini açıkladı. Bu oran 2023’te yüzde 62, 2017’de ise sadece yüzde 32 seviyesindeydi.
Rapora göre dünya, değerlendirilen hedeflerin yalnızca dörtte birine ulaşmaya yakınken, başka bir dörtte birlik kesimden hâlâ oldukça uzak. Kalan yarı hedef için ise ülkeler orta düzeyde ilerleme kaydedebilmiş durumda. FAO Baş İstatistikçisi José Rosero Moncayo, dünyadaki gıda güvenliği, beslenme kalitesi ve tarımsal sürdürülebilirlik açısından çabaların artırılması gerektiğini vurgulayarak, raporun hangi bölgelerin geri kaldığını tespit etmede yol gösterici olacağını söyledi.
Ancak veriler, özellikle gıda güvenliği açısından küresel bir gerilemeye işaret ediyor. 2024 yılında dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 28’i, yani 2,3 milyar kişi, orta ya da ciddi düzeyde gıda güvencesizliği yaşadı. Bu oran, 2015’te yüzde 21,4’tü. Açlıkla karşı karşıya kalanların oranı ise 2024’te yüzde 8,2’ye yükseldi. Kadınların beslenme durumu da alarm verici düzeyde. 2019 ile 2023 yılları arasında doğurganlık çağındaki kadınların sadece yüzde 65’i yeterli besin çeşitliliğine ulaşabildi. Sahra Altı Afrika ve Güney Asya gibi bölgelerde durum daha da kötü. Gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar da ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. 2023 yılında fiyat anomalileri, 2015-2019 ortalamasının yaklaşık üç katı seviyesindeydi. FAO, bu artışın jeopolitik gerilimler ve iklim kaynaklı üretim kesintileri nedeniyle yaşandığını belirtiyor.
Küçük ölçekli gıda üreticileri hâlâ gelir açısından büyük üreticilerin oldukça gerisinde kalıyor. Bu üreticilerin yıllık geliri çoğu zaman 1.500 doların altında kalıyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği de dikkat çekici boyutlarda. İncelenen ülkelerin yüzde 80’inde kadınların yarısından azı güvenli arazi mülkiyetine sahipken, erkeklerin araziye sahip olma oranı kadınların en az iki katı.
Tarım alanında ise 2015’ten bu yana hafif de olsa olumlu bir eğilim mevcut. Üretkenlikte artış gözlenirken, hayvan genetik kaynaklarının korunmasında da ilerleme sağlandı. Ancak yerel ırkların yalnızca yüzde 4,6’sı, nesli tükendiğinde yeniden üretilebilecek ölçüde korunuyor. Su kullanım verimliliğinde ise 2015’ten 2022’ye kadar yüzde 23’lük bir artış kaydedildi. Fakat bu iyileşmeye rağmen Batı Asya ve Kuzey Afrika gibi bölgeler ciddi su stresiyle karşı karşıya. Orman alanları da azalmaya devam ediyor. 2000 yılında dünya yüzeyinin yüzde 31,9’unu kaplayan ormanlar, 2020’de yüzde 31,2’ye geriledi. Orman kaybının en büyük nedenlerinden biri, tarım ve hayvancılık için arazi genişletilmesi.
Balıkçılıkta ise yasadışı ve bildirimsiz avcılığı önlemeye yönelik uluslararası düzenlemeler artsa da, balık stoklarının biyolojik olarak sürdürülebilir seviyelerde kalma oranı düşmeye devam ediyor. 1974’te yüzde 90 olan bu oran, 2021’de yüzde 62,5’e kadar geriledi.
FAO’nun yayımladığı bu rapor, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada gelinen noktayı ve karşılaşılan zorlukları ortaya koyarken, dünya genelinde doğa, gıda ve insan refahı arasında denge kurmak için atılması gereken adımların aciliyetini de vurguluyor.








